25 Mart 2019

Doğurganlıkla İlgili Bilmeniz Gerekenler

DOĞURGANLIKLA İLGİLİ 10 BİLGİ

1.Doğuşta sahip olunan yumurta sayısı doğurganlığı etkileyen genetik faktördür.
Doktorlar; doğuşta sahip olunan yumurta sayısının, doğurganlık süresini belirlediğine
inanıyor. Kadınlar yumurtalıklarında yaklaşık iki milyon yumurta ile doğarlar.
Üreme döneminde, yumurtlanan her bir yumurta için yaklaşık bin yumurta da
programlanmış hücre ölümü meydana gelmektedir.
Sigara içmek ve belirli kemoterapi türleri gibi diğer etkenler, yumurta hücrelerinin
ölümünü hızlandırarak erken menopoza neden olabilir.

2. Düzenli adet dönemleri ovülasyonun düzenli olduğunu gösterir.
Adet dönemi çoğu kadın için 24 ila 35 gün arasında olmak üzere düzenlidir.
Bu genellikle düzenli, öngörülebilir yumurtanın çatlama döneminin göstergesidir.
Düzenli olarak yumurtlayamayan kadınların adet dönemleri düzensizdir.
Hiç yumurtlamayan kadınlarda ise Polikistik Over Sendromu (PCOS) adı verilen bir
genetik bir durum söz konusu olabilir.

3. Bazal vücut ısısı şeması ovulasyonu öngörmez.
Yumurtanın çatlama dönemi (ovulasyon) takibi için kullanılan eski bir yöntem, her sabah
yataktan çıkmadan önce ağız yoluyla vücut sıcaklığını ölçmeyi gerektirir. Bu bazal vücut
ısısıdır.
Bu yöntem bazal vücut ısısında bir artış belirleyerek progesteron üretildiğini görmek için
kullanılır. Bu yöntemin kullanılmasındaki temel amaç; vücut sıcaklığının ovulasyon
meydana geldikten sonra yükselmesidir. Bu durum hamile kalmak için en doğru ilişki
zamanının ayarlanmasını güçleştirir. Kullanılabilecek daha iyi bir yöntem, idrar üzerinde
yapılan ovulasyon test kitleridir. Bu kitler, luteinizing hormonu (LH) adı verilen ve
ovülasyonu başlatan hormonu test etme amaçlıdır.

4. Fallop tüpleri tıkalı olan çoğu kadın daha önce pelvik enfeksiyon geçirmiş
olduğunun farkında olmayabilir.
İnfertilite durumlarının yaklaşık % 10’u tam blokaj veya tüplerin tıkalı ya da hasarlı olması
sonucunda oluşmaktadır.
“Tubal faktör” adı verilen bu bozukluk pelvik yaralanma ile meydana gelmekte ve tüplerin
normal fonksiyon gösterememesine sebep olmaktadır. .
Tubal hastalığın başlıca nedenlerinden biri de; daha önce “klamidya” gibi cinsel yolla
bulaşan bir hastalıkla oluşmuş pelvik enfeksiyondur. Bu enfeksiyonlar çok az belirti
gösterdiği için tüplerin etkiledikleri fark edilmeyebilir. 6 ay veya daha uzun denediği halde
hamile kalınamıyorsa fertilite uzmanları histerosalpingografi (HSG) adı verilen ilaçlı rahim
ve tüp filmini gerekli görür.

5. Birçok durumda stres infertiliteye neden olmaz.
Kadınlar bazı aşırı fiziksel ve duygusal sıkıntılar hariç olmak üzere, düzenli bir şekilde
yumurtlamaya devam edecektir. Tatilde hamile kalmanın nedeni rahatlamanın etkisinden
çok, rastlantı ve seksin iyi zamanlanmış olması ile ilgilidir.

6. Çoğu kadın 44 yaşına geldiğinde düzenli olarak yumurtluyor olsa bile infertildir.
Etkili bir fertilite tedavisi yapılsa dahi, 43 yaştan sonra hamile kalma oranı çok düşüktür.
40’lı yaşların ortalarında hamile kalan çoğu kadın, daha genç kadınlardan alınan donör
yumurtalar kullanmaktadır.

7. Geçmişte baba olmuş olmak fertilite garantisi değildir.
Sperm sayıları zaman içinde önemli derecede değişebilir.
Bu nedenle geçmişteki bir hamileliğin fertil sperm garantileyeceğini varsaymamak
gerekir. Semen analizi yaptırmak spermlerin hala sağlıklı olduğundan emin olmanın tek
yoludur.

8. Diyet çoğunlukla fertilite üzerinde pek etkili değildir.
Basında sıkça görülmesine rağmen; belirli bir diyetin veya besinin fertiliteyi artırdığını
gösteren bilimsel veriler azdır. Fazla kapsamlı olmayan bir çalışma; zeytinyağı, balık ve
baklagilleri içeren Akdeniz diyetinin doğurganlığın artırılmasına yardımcı olabileceğini
göstermiştir.

9. D vitamini fertilite tedavilerinin sonuçlarını olumlu etkileyebilir.
Güney Kaliforniya Üniversitesi tarafından yakın bir zamanda yapılan çalışmada; fertilite
tedavisi gören, fakat D vitamini seviyeleri düşük olan kadınların hamile kalma oranlarının
düşük olabileceğini gösterdi. Bu vitamin hamilelik sırasında da gereklidir.
Pacific Fertility Center hastalarına günde 2 bin-4 bin IU (0,05 mg-0,1 mg) almalarını
önermektedir.

10. Aşırı zayıf veya aşırı kilolu olmak düşük fertilite seviyeleri ile bağlantılıdır.
Son yıllarda yapılan araştırmalar obezitenin hamile kalmayı geciktirdiğini ortaya
çıkarmıştır. 18’in altında veya 32’nin üzerinde vücut kitle endeksine sahip olunması,
yumurtlama ve hamile kalmanın yanı sıra hamilelik sırasında da görülecek sorunlar ile
ilişkilidir.

Bir Cevap Yazın