25 Mart 2019

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi “25 Nisan Dünya Sıtma Günü” Bildirisi

Sıtma, enfekte dişi anofel türü sivrisineklerin sokmasıyla insanlara bulaşan plasmodium parazitlerinin neden olduğu ciddi ve bazen ölümcül seyredebilen paraziter bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre Dünya’da farklı 91 bölgede veya ülkede sıtma görülmeye devam etmektedir. Dünya genelinde, 2017 yılında yaklaşık 219 milyon yeni sıtma vakası ve 435.000 sıtma ilişkili ölüm görülmüştür. Sıtma vakalarının %92’si ve ölümlerin %93’ü Afrika kıtasında görülmektedir. Sıtmaya bağlı ölümlerin %61’i beş yaş altı çocuklarda görülmekte ve sıtma nedeniyle her iki dakikada bir çocuk hayatını kaybetmektedir (1).

Ülkemizde sıtma geçmişte yaygın görülen bir hastalık iken yürütülen başarılı çalışmalar neticesinde son yıllarda sıtmanın görülme sıklığı azalmıştır. Türkiye’de 2000 yılında, 9.465 olan sıtmalı hasta sayısı giderek azalmış; yerli vaka sayısı 2009’da 38, 2010’dan itibaren de artık yerli sıtma vakası görülmez olmuştur. Halen nüks ve yurt dışından gelen vakaların sebep olduğu vakalar ile yurtdışı kaynaklı sıtma vakaları tespit edilmektedir. Ancak ülkemizde sıtma etkenini nakleden anofel türlerinin bulunması, iklim ve çevresel faktörler, büyük nüfus hareketleri, sıtmanın sık görüldüğü ülkelere seyahat edenlerin sayısının ve bu ülkelere ticaret ilişkilerinin artması, yurtdışı kaynaklı sıtma vakalarını artması, düzensiz göçmenler, ülkemizin sıtmanın yayılabileceği subtropikal bölgede yer alması ve iklim değişikliğine bağlı ortalama hava sıcaklıklarında gözlenen artışlar nedeniyle sıtma riski halen devam etmektedir (2).

Sıtma konusunda farkındalığın artırılması için DSÖ, 2001 yılından itibaren 25 Nisan’ı Dünya Sıtma Günü olarak ilan etmiştir. Dünya Sıtma Günü’nün 2016 yılı tema sloganı “Sıtmayı Tamamen Bitir’’ olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede Mayıs 2015’te belirlenen “Sıtma İçin Küresel Teknik Strateji 2016-2030’’da hedef, sıtma görülmeyen bir dünya oluşturmaya çalışmaktır. Bu strateji ile dünya çapında sıtma vakalarını 2030 yılına kadar önemli ölçüde azaltmak hedeflenmektedir. Bu hedefler;

  • Yeni sıtma vaka sayısını en az %90 azaltmak,
  • Sıtmaya bağlı ölümleri en az %90 azaltmak,
  • Sıtmayı en az 35 ülkede tamamen ortadan kaldırmak,
  • Sıtma görülmeyen tüm ülkelerde sıtmanın yeniden ortaya çıkmasını önlemek olarak belirlenmiştir (3).

Dünya Sıtma Raporu 2018’e göre; sıtmayı önleme ve tedavi etmede etkili araçların geliştirilmesi ve devreye sokulması ile 2000 yılından itibaren dünya genelinde sıtma vakalarında ve buna bağlı ölümlerde önemli ölçüde azalma olmuştur (4).

Sıtma ani başlangıçlı, titreme ile yükselen ateşle seyreden bir hastalıktır. Etkeni taşıyan sivrisineğin ısırmasından 10-15 günlük kuluçka döneminden sonra ortaya çıkar. İlk belirtiler üşüme-titreme, yüksek ateş ve bol terleme ile karakterizedir. Bu belirtilere kusma ve ishal eşlik edebilir. Falsiparum ile oluşan sıtma (yurtdışı kaynaklı), kısa sürede tedavi edilmediği takdirde ağır hastalık tablosu ve ölüme neden olabilir. Tekrarlayan ataklar, tedavi için harcanan zamanla birlikte, eğitim, beslenme ve ailenin ekonomisini doğrudan etkileyerek sosyoekonomik kayıplara neden olmaktadır. Sıtma, hamile kadınlar ve bebekleri için de ciddi risk taşır, annelerde anemiye, düşük doğum ağırlıklı bebeklerin doğmasına veya düşüklere neden olur.

Nasıl bulaşır?

Sıtma insandan insana doğrudan bulaşmaz, bir insandan diğerine dişi enfekte Anofel cinsi sivrisineğin sokmasıyla bulaşır. Daha önceden sıtmalı bir kişiden kan emerek enfekte olmuş sivrisinek sağlam bir insanı soktuğunda hastalık bulaşır. Bunun dışında; sıtma parazitlerinin kırmızı kan hücrelerinde bulunması nedeniyle kan transfüzyonu, organ transplantasyonu ya da kontamine enjektörlerle bulaş olabilmektedir. Sıtma aynı zamanda anneden bebeğe plasental yol ile veya doğum sırasında geçebilmektedir.

Kimler risk altındadır?

Herkes sıtmaya yakalanabilir. Vakaların çoğu sıtmanın endemik olduğu ülkelerde yaşayan insanlardır. Sıtmanın olmadığı ülkelerde yaşayan insanlar, endemik ülkelere/bölgelere seyahat etmekle ya da kan nakli yoluyla risk altındadırlar. Aynı zamanda endemik bölgelerde doğacak sıtmalı gebelerin bebekleri risk altındadır. Özellikle endemik bölgelere seyahat edenler, mevsimlik işçiler, korunmasız (cibinlik, sinek kovucular vs.) yatanlar, tarlada çalışanlar, çiftçiler, askerler, AIDS/HIV hastaları, bebek, çocuk ve gebeler risk grupları içindedirler.

Hastalığın belirtileri nelerdir?

Hastalığa yakalanan kişilerin yakınmaları, sıtmanın türüne göre, bazı farklılıklar gösterir. Tüm türlerde ortak olan belirtiler; yüksek ateş, üşüme-titreme ve bol terdir. Bu belirtilere kusma ve ishal eşlik edebilir.

Parazit türüne göre, üç ya da dört günde bir tekrarlayan klasik sıtma nöbetleri, üç evreden oluşur:

1) Üşüme- Titreme (soğuk) Evresi: Hasta üşür ve titrer, dişleri birbirine vurur. Hastanın örtünmesine karşın üşüme ve titreme önlenemez. Bu evrede, cilt soluk, uçlar (parmaklar, dudak) morarır. Nabız zayıflar, tansiyon düşer. Baş ağrısı, mide bulantısı yaygın görülen belirtilerdendir. Nöbetin bu evresi yarım ile iki saat kadar sürer.

2) Yüksek Ateş (sıcak) Evresi: Hastanın üşümesi titremesi kaybolur ve ateş 40-41 dereceye yükselir. Buna bağlı olarak; hastanın yüzü kırmızı, solunumu sık, nabzı hızlı ve tansiyonu yüksektir. Genellikle huzursuzluk vardır. Nöbetin bu evresi, iki ile yedi saat kadar sürer.

3) Terleme Evresi: Yüksek ateş evresi sonunda, hastanın önce başından başlayıp sonra tüm vücudunu kaplayan, yoğun bir terleme görülür. Zamanla ateş düşer ve buna bağlı belirtiler kaybolarak (nabzın ve solunumun normale dönmesi, huzursuzluğun kaybolması gibi) hasta rahatlar ve çoğunlukla uykuya dalar. Bu evre, iki dört saat kadar sürer. Evre sonunda ateş tamamen normale döner.

Sıtmanın hastalığa özgü belirtilerine kusma ve ishal eşlik edebilir. Ağız kenarında uçuklar oluşması sık görülür. Ciltte döküntüler oluşabilir. İdrar çıkışı azalarak, rengi koyulaşır. On-on dört nöbetten oluşan belirtili dönem tamamlandıktan sonra, hasta sessiz döneme girer (klinik latent dönem). Bu dönemde hastanın yakınmaları kaybolur; ancak vücudunda parazitin varlığı devam ettiği gibi, dalak büyüklüğü ve anemi gibi belirtiler de devam eder. Diğer bir anlatımla, hastanın yakınmaları kaybolur; fakat hastalık devam eder. Hastaların gözden kaçmasının en önemli nedeni de budur (5).

Tedavisi nedir?

Sıtma tanı ve tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Önemli olan ayırıcı tanıda sıtmanın düşünülmesidir. Erken, hızlı tanı ve etkili tedavi sıtma morbiditesi ve mortalitesini azaltmak için anahtar rol oynar.

Endemik bölgede DSÖ hastaların ilk semptomun görülmesinden sonraki ilk 24 saat içinde tedavi edilmesini önermektedir. Sıtma tedavisi her ülkenin, parazit türü, ilaç direnci gibi özellikler göz önüne alınarak hazırlanan ulusal tedavi kılavuzlarına göre yapılır. Ülkemizde yerli sıtma hastaları Klorokin ve Primakin ile radikal olarak tedavi edilmektedir.

Sıtma laboratuvarlarında tanı ücretsiz olup diğer sağlık kuruluşlarında ücretlidir ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenmektedir. Sıtma tedavi ve kemoprofilaksi ilaçları Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz olarak verilmekle beraber, yatış yapılan komplike sıtma hastaların tedavi masrafları Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmaktadır.

Nasıl korunulur?

Anofel cinsi sivrisineklerin gece beslenme alışkanlıkları nedeniyle, sıtma bulaşı özellikle günbatımından gündoğumuna kadar olan süre içinde daha çok oluşur. Sivrisinekten korunmak için, uyurken özellikle insektisit emdirilmiş cibinlik kullanılması, akşam saatlerinde yaşam ve uyku alanlarında etkili insektisit spreylerin kullanımı ve vücudun çoğunu kapatacak giysilerin giyilmesi gibi önlemler alınabilir.

Seyahat edenler mutlaka etkili sinek kovucular kullanmalıdır. Sinek kovucular vücudun sivrisineğe maruz kalacak muhtemel yerlerine uygulanmalıdır. Güneş kremi kullanılacaksa önce güneş kremi sonra sivrisinek kovucular kullanılmalıdır. Topikal sinek kovuculara ek olarak, permetrin içeren ürünler giysilere ve cibinliklere uygulanabilir. Seyahat edilen ülkeye/bölgeye, mevsime, seyahat tipi ve süresine göre her birey için en iyi korunma stratejisi seçilmelidir (6). Tüm faktörler düşünülerek ya sadece sivrisinekten korunma önlemleri ya da sivrisinekten korunma ile birlikte kemoproflaksi verilmesine karar verilmelidir. Kemoproflaksi rejimi seyahat öncesi, seyahat süresi ve seyahat sonrası dönemde ilaç alımını içermelidir. Seyahat öncesi başlanması sivrisinekle temas sırasında kanda belli düzeyde anti sıtma ilacının bulunması açısından önemlidir. Korunma önlemleri etkili olsalar da hiçbir zaman %100 koruyucu olmadıkları unutulmamalıdır.

Bir Cevap Yazın